Merhaba Ziyaretçi; Bugün Saat
Klişe de Olsa Doğru Doğrudur

2012 ÖMSS , (özürlü memur seçme sınavı) ÖSYM tarafından 81 il merkezinde, toplam 968 binada, 12 bin 128 salonda, 41 bin 756 görevli ve 60 bin 375 adayın katılımıyla, 29 Nisan’da  gerçekleştirildi.
Özürlü Memur sınavı devam etmekte iken, TRT Haber’de İnci Ertuğrul’un konuğu olan,  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müsteşarı Kenan Bozgeyik yaptığı açıklamada, Özürlü Memur sınavı neticesinde ilk etapta memuriyete alınacak engelli sayısının bakanlıkça yapılan çalışmalar neticesinde, 3 bin 500’den 7 bin’e yükseltilmek suretiyle, iki katına çıkarıldığını bildirdi.


Diğer yandan, Devletin resmi rakamlarına göre, 2002 yılı sonunda Kamuda çalışan engelli sayısı 5 bin 700 (beşbinyediyüz) iken, 2003 yılı başından bu yana geçen süre içinde, bu rakamın 3 katına yakın (ondörtbinbeşyüz) engellinin kamuda istihdam edilmek suretiyle, kamuda istihdam edilen engelli sayısının (yirmibinikiyüz) rakamına ulaştığı açıklandı. Açıklamada, 29 Nisan’da yapılan sınavda kamuya alınacak engelli sayısının bu rakama dahil olmadığı da belirtildi fakat, engelli adaylar sınav sonrasında aldıkları  bu habere sevinemediler. Özellikle görme engelliler, çeşitli platformlarda sitem içeren açıklamalarda bulundular. Türkçe ve matematik sorularının görme engelliler için uygun olmadığını belirttiler. Bu genellemenin dışında sınavdan memnun ayrılan görme engellilerin de açıklamalarına rastladım.
Yıllar önce oluşmuş bir alışkanlığı kırmak ve yeni bir sistem kurmak, elbette kolay olmayacak. 20 (yirmi) kişilik bir alıma, 20 bin adayın başvurduğu günleri, engelli kardeşlerim, mutlaka unutmayacaklar. Mecliste, milletvekillerinin kapılarını aşındırdıkları günleri de unutmayacaklar. Sınavda yüksek puan alıp, mülakat esnasında, sadece adı ve soyadının sorulması üzerine, doğru cevap vermesi sebebiyle elendikleri günleri de unutmayacaklar.

 
Engelli istihtamının, geçmiş yıllardaki tablosu, masum bir devlet yüzü ve portresi oluşturamamıştır zihnimizde. Kimi engelli dernekleri, engelli istihdamı konusunda ciddi çalışmalar yaparken, kimi dernekler de bir liste hazırlayıp, hatır yoluyla, o listenin işe alınmasını sağlıyorlardı. Bunu yapan derneklerden çok buna müsaade eden tarafı, işte zihnimizdeki o portreye yerleştirdik ve bu günkü samimiyetin farkındayız.
Bu gün elde edilen samimiyetin içinde,  o ciddi çalışmalar yapan engelli örgütlerinin oluşturduğu kamuoyu ve duyarlılığın  payı çok büyüktür. Özellikle, 5378 sayılı özürlüler yasası için verilen mücadele edenler içinde bulunan arkadaşlarıma bir kez daha bu köşeden  teşekkür etmek istiyorum.
İki yılda bir yapılacak olan bu sınavın, ilki olması, aday sayısının 60.000 (altmışbin)’leri bulması ve sınav kurgusunun, eleme mantığına dayanması sebepleriyle, soruların zorluk derecesinin yüksek olması kaçınılmaz bir gerçekliktir. Ben inanıyorum ki, önümüzdeki yıllarda daha sistemli, sadece özür gurupları ve eğitim durumlarına yönelik değil, meslek guruplarını da içerecek şekilde düzenlenip, uygulanması muhtemeldir.

 
Meslek  grupları demişken, bu konuda çok ciddi çalışmalar yapılmıyor. Yapılsa da, ülke potansiyelinin tamamına yansımıyor. Görme engelli olup da öğretmen, avukat, psikolog değilsen, santralcisin. İdareci olanlar da iki elin parmağını ya geçer ya geçmez. Bunun sebebi kalıplaşmış bir önyargı ve o kalıp ile örülmüş bir duvardır. Geçmişte ve bu günde, çok başarılı engelliler de olmuştur. Bunlar farklı imkanlar ile veya üstün mücadeleler ile o duvarı aşmıştır ama, benim ilgimi her zaman, bu duvarın mağdurları çekmiştir.

 
Bir arkadaşım, hukuk bitirmiş, fakat santral görevlisi olarak çalışmış, çok sonra hak ettiği yere gelmiştir. Başka bir arkadaşım öğretmen olarak atanmış, fakat görev yaptığı yerde, veliler tarafından şikayet edilmiş öğretmenlik yapamayacağı üzerinde durulmuştur. Bu Örnekler çoğaltılabilir ve başka bir köşemizde konu olabilir.
Devlet istihdamının dışında, özel sektörde de birkaç engel grubuna rastlıyoruz. Masörlük, çağrı merkezi çalışanları, fabrikalarda paketleme servisinde çalışan arkadaşlar, müzik ile geçimini sağlayanlar gibi…
Avrupa’da, ülkemizden kat kat fazla çeşitlilik gösteren engelli meslek grupları mevcut durumda.
Ten uzmanları gibi. Cilt hastalıkları, doku hastalıkları, göğüs kanseri ve buna bağlı kist tanısında uzmanlaşmış, dokunma yoluyla bu işi yapabilen insanlara ten uzmanı deniyor. Gördüğünüz üzere, bir görme engellinin rahatlıkla yapabileceği bir meslek. Fakat Türkiye’de bir örneği yok. Buna benzer ilginç örneklere, Avrupa’da yaşayan görme engellilerin iş hayatını araştıran herkes rastlayabilir.
Peki bizde ilginç örnekler yok mudur? Elbette vardır. Örneğin; Kahramanmaraş’ta, bir ilköğretim okulunda gece bekçiliği yapan arkadaşıma, buradan, selam ve sevgilerimi yolluyorum. Malatya’da, Web tasarımı yapan kardeşime de buradan selam ve sevgilerimi yolluyorum. Son olarak, bir örnek de, medyadan verelim: O kadar sosyal konu varken, Moldovyalı kadınların sorunlarını dile getiren Atv’de, Salı akşamları gösterime giren, Uçurum adlı dizideki, Yaman adlı bir gözü protez olan ve bu kadınların etinden para kazanmayı meslek edinmiş, aktör arkadaşımıza da buradan selam ve sevgilerimi yolluyorum.
Evet, sizi duyar gibiyim. Yapılacak çok şey var, yıkılacak duvarlar, örülecek umutlar var. Klişe de olsa doğru doğrudur: Eğitim şart.
Saygılarımla.

BİLGİLER
tarafından 27 Şubat 2013 - 10:27 tarihinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Yazı Şuana Kadar 1.014 views kez Okunmuştur.
ETİKETLER
PAYLAŞ
Yorum yapın

Yorum yapma kapalı.

Üye Girişi
Kullanıcı Adı
:
Şifre
:
Şifremi Unuttum?
MANISA'da 5 Günlük Hava Tahmini
Köşe Yazılarımız

Anadolu’nun mucizesi 2

tüm yazıları için tıklayın...

ANADOLU’NUN MUCİZESİ

tüm yazıları için tıklayın...

Klişe de Olsa Doğru Doğrudur

tüm yazıları için tıklayın...

Görme Engellilerin Sosyal Hayattaki So..

tüm yazıları için tıklayın...

Önce Devlet Sonra Dernek Meselesi

tüm yazıları için tıklayın...
Anket
Altınokta Körler Derneğinin Çalışmalarını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?
Yeterli
Yetersiz
Kötü
İdare eder
Normal
Son Yorumlar